in

Cumhuriyet Döneminin En Eski Mimarı Giulio Mongeri

Türkiye’nin dört bir yanına inşa ettiği yapılardan birine denk gelmeme ihtimaliniz oldukça az.

Giulio Mongeri Kimdir ?

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından itibaren Türkiye’ye birden fazla eser kazandıran Giulio Mongeri, mimari anlayışımızın biçimlenmesine katkı sağlayan isimlerin başında geliyor.

Mimarlık tarihi ile ilgili değilseniz, Giulio Mongeri ismini duymamış olabilirsiniz. Ancak onun Türkiye’nin dört bir yanına inşa ettiği yapılardan birine denk gelmeme ihtimaliniz oldukça az. Mongeri, Cumhuriyet döneminin başlangıcından itibaren Türkiye’ye birçok imza eser kazandıran, şehirlerin sıfırdan tasarlandığı mimari anlayışımızın biçimlenmesine katkı sağlayan isimlerin de başında geliyor.

Türk-İtalyan ilişkilerinin tarihi çok eskiye, neredeyse XI. yüzyıla dayanıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun XV. yüzyılda İtalyanlara tanıdığı ticari imtiyazlarla uzaktan uzağa süren ikili ilişkiler yakına taşınıyor ve bilhassa İstanbul birden fazla İtalyan aileye konut sahipliği yapmaya başlıyor. Bu yakınlık, Avrupa’daki siyasi karışıklıklardan ve savaşlardan kaçan İtalyan kökenli bankacı, zanaatkar, mühendis, muhasebeci, hekim ve sanatçıları Osmanlı şehirlerine yönlendiriyor. Mongeri Ailesi de bu dönemde, 1848’de İstanbul’a yerleşiyor. Tıp ve felsefe eğitimi alan baba Luigi Mongeri, kolera salgını ortaya çıktığında Girit’ten İstanbul’a geliyor ve salgının yayılmaması için var gücüyle çalışıp karantina programlarında yer alıyor. İstanbul’daki salgının yayılımını gösteren bir harita hazırlıyor. Baba Mongeri, 1857’de Sultan Abdülmecid tarafından Süleymaniye Darüşşifasına hekim olarak atanıyor ve 1860’ta hastanenin başhekimi oluyor. Çalışmaları yardımıyla saray çevresinde büyük itibar kazanan İtalyan doktor, bir müddet sonra Sultan Abdülmecid’in kız kardeşi Adile Sultan’ın şahsi doktorluğuna başlıyor. Mongeri, Sultan Abdülaziz tarafından 1873’te Toptaşı Darüşşifasının başına getiriliyor ve Türk psikiyatri tarihinin temellerini oluşturan önemli çalışmaların altına imza atıyor.

Türkiye’de Doğdu

Giulio Mongeri, 1 Ağustos 1873 tarihinde ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geliyor. Dokuz yaşındayken babasını kaybeden Mongeri, annesi ve kız kardeşiyle beraber İtalya’ya gidiyor ve yaşamına amcalarının yanında devam ediyor. Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nde hocalık yapan amcası yardımıyla güzel sanatlara ilgi duyan Mongeri, 1896’da mimarlık diploması alarak akademiden mezun oluyor. Ardından İtalya’da birçok mimari projede bulunan Mongeri, ülkesinin gelecek vaat eden mimarlarından biri olarak sivrilmeye başlıyor. Ancak, İstanbul’daki büyük oğullarının yanına dönmüş olan annesinin peşinden gitmeyi tercih ediyor ve 1898’de geri döndüğü şehirde hem serbest mimarlığa başlıyor hem de evleniyor.

Giulio Mongeri, Osmanlı ailesi ve İstanbul’da yaşayan İtalyanlar nezdinde saygınlığı olan aile isminden kaynaklı mimarlık kabiliyetlerini ortaya koyacak fırsatlar elde ediyor. 1909’da, Sanayi-i Nefise’de hocalığa başlayan İtalyan mimar, 1911’de Osmanlı Bankası resmi mimarı olarak atanıyor. Bu dönemden itibaren İstanbul’da eserler veren Mongeri, henüz başkentliğe kavuşmamış Ankara’ya da ilgi duyuyor. O yıllarda Ankara’yı da içine alan bir Anadolu seyahati yapan mimar, bol bol not tutuyor. Takip eden yıllarda vereceği eserlerin temelini de bu notlar oluşturuyor.

İstanbul’da Bir İtalyan !

Peki, Osmanlı’da neden o dönemde Avrupalı mimarlar öne çıkıyor ? Bunun Tanzimat’la direkt olarak ilgisi var. Yeni yapılar tasarlamakla yükümlü usta çırak ilişkisine dayalı bir sistemle işleyen Hassa Mimarlar Ocağı, dönemin değişen koşullarının getirdiği yeniliklere uyum sağlayamaması sebebiyle 1831’de kapatılıyor. Sonrasında yeni yapılar için yurt dışından yabancı mimarlar getirtiliyor. Ve son olarak Türk öğrenciler diğer ihtiyaçların yanısıra mimarlık eğitimi için yurt dışına gönderiliyor. Sistem, Modern mimarlık eğitimi veren kurumların açılmasına kadar böyle sürüyor. Canlandırmacı üslubun yanında Oryantalist ve Art Nouveau üslubu da benimseniyor ve dönemin mimarisine Batı etkisi hakim oluyor. Örneğin dönemin etkin mimarı Raimondo D’Aronco, Botter Apartmanı’nı Art Nouveau üslubunda inşa ediyor. August Jasmund, Sirkeci Garı’nı oryantalist bir üslupta tasarlıyor.

Giulio Mongeri, meslek hayatına bir yandan Avrupa kaynaklı üslupların beğeni kazanarak yoğun olarak uygulandığı diğer yandan da Osmanlı mimarlığının kendi özelliklerini ortaya koyduğu bir ortamda başlıyor. Bugün her ne kadar modern Ankara’nın inşasında en önemli isimlerden biri olarak tanınsa da İstanbul’daki mimari hayatı etkileyici işlerle bezeli Mongeri’nin. Bugün Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerinde bulunan San Antuan Kilisesi ve apartmanları İstanbul’da yaşayan İtalyanlar için mimar Eduardo de Nari ile tasarladığı ve müteahhitliğini Guglielmo Semprini’nin yaptığı bilinen ilk eseri. Mongeri, batılı bir tarz benimsiyor ve İstanbul’da çoğunlukta İtalyanlar için yapılar tasarlıyor. Maçka Palas, Karaköy Palas (inşası tamamlandıktan sonra ofisini de buraya taşıyor), Assicurazioni Generali Han, Majik Sineması, İtalyan Elçilik Binası, ve İstanbul’da Mongeri imzası taşıyan diğer başlıca eserler. Mongeri’nin o yıllarda birden fazla köşk tasarladığı da biliniyor.

Cumhuriyet’in Bankaları

Cumhuriyet’in ilk yılları, işgalin neden olduğu yaraları sarma ve Kurtuluş Savaşı’yla kesintiye uğrayan kalkınma çabasını sürdürme hedefiyle anılıyor. Yeni bir ülkenin inşası için her alanda ilerleme gayretiyle, bir mimari anlayışın biçimlenmesine de ihtiyaç duyuluyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün talebiyle başlayan “yeni bir başkent kurma” hedefi doğrultusunda kolları sıvayan isimler arasında Giulio Mongeri de görülüyor.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan, batılılaşma hareketine paralel olan iki banka var: Osmanlı Bankası (1856) ile Ziraat Bankası (1888). Cumhuriyet döneminde kurulan İş Bankası da onlara eşlik ediyor. Cumhuriyet’in ilanıyla yeni ekonomi atılımları için kullanılan bu bankaların Ankara’daki hizmet binaları Mongeri’nin imzasını taşıyor. Tekel Başmüdürlüğü binası da I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın etkisinin görüldüğü, yine Mongeri’nin elinden çıkan yapılardan.

Avrupa’da inşa edilen banka binalarından ilham alan Osmanlı Bankası, ve “Memleket Sandıkları” ismiyle anılan Ziraat Bankası daha geleneksel bir mimari anlayışın izlerini taşıyor. Alexandre Vallaury, Vedat Tek ve Kemalettin Bey’in yanısıra Mongeri’nin ismi de hız kazanan mimari faaliyetler içinde öne çıkıyor. Bu yönüyle Mongeri, modern başkentin çehresine en fazla katkıda bulunan mimarlardan.

Ankara ile de sınırlı kalmıyor; İzmir, Aydın, Kütahya, Manisa, Eskişehir ve Adana’daki Ziraat Bankası binaları da ona emanet ediliyor. İtalyan mimarın Ziraat Bankası şube binalarının dizaynında fonksiyonel, gösterişsiz, özgün çözümler sunan ve mekanlar arası geçişkenliği gözeten bir anlayış görülüyor.

Osmanlı ve Selçuklu Süsleme Ögelerine Yer Veriyor

Mongeri, dönemin etkin mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu, Kemalettin Bey ve Vedat Tek’e nazaran, Ankara’daki yapılarında süslemeyi iç ve dış mekanlarda daha yoğun bir biçimde kullanıyor. Osmanlı ve Selçuklu süsleme ögelerine de sıkça yer veriyor.

I. Ulusal Mimarlık Akımı 1930’lara gelindiğinde ciddi eleştirilerle karşılaşıyor ve bu akımın en önemli isimleri gözden düşüyor. Avusturyalı ve Alman mimarların ağırlıkta olduğu bu modern mimarlık akımı nedeniyle Vedat Tek gibi isimlerin akademideki atölyeleri Maarif Vekaleti tarafından kapatılıyor. Mongeri o yıllarda yeni akıma ayak uydurmaya çalışıyor. Modern bir üslupta tasarladığı Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası akademiden tamamiyle ayrılıyor.

Hayatının son zamanlarında İtalya’ya yerleşen Mongeri 30 Kasım 1951’de hayatını kaybediyor. İtalyan mimar, çizdiği eskizler, meslek hayatı boyunca çektiği fotoğraflar ve topladığı kitaplardan oluşan arşivinin bir kısmını hayattayken Sanayi-i Nefise’ye bağışlıyor ancak bu arşiv 1948 yılındaki büyük yangında yok oluyor.

Fotoğraf ve kitaplardan oluşan koleksiyonunu ise İtalya’da eğitim gördüğü Brera Akademisi’ne bağışlıyor, yalnız bu arşiv de ne yazık ki II. Dünya Savaşı esnasında büyük zarar görüyor.

Ne düşünüyorsunuz?

155 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Loading…

0

15 Dönüm Araziyi Yaktı !

İmamoğlu’ndan Deprem Konseyi Çağrısı