in ,

İmar Planları Neden İptal Edilir ?

İmar Planlarının İptal Edilmesi Durumda Neler Yapılır ? İmar Planları ve Plan değişikliklerinin iptal olmasının hukuki sonuçları nelerdir ?

İmar planlarının hukuka aykırı olması halinde imar davası açılarak aykırılığın ortadan kaldırılması sağlanır. Birçok sebepten imar planı için dava açılabilir ve imar planının iptali sağlanabilir. İmar planlarının iptaline neden olabilecek maddeler aşağıdaki gibidir:

  • Eksik inceleme yapılması,
  • İmar planının turizm mevzuatına aykırı olması,
  • İmar planı yapımında sosyal donatılarda eşdeğer alanın ayrılmaması,
  • İlk kez yapılmış imar planının veya üzerinde değişiklikler yapılmış olan imar planının üst ölçekte olan planlarla uyumlu olmaması,
  • İmar planını değiştirirken gereken usul kurallarının çiğnenmesi,
  • Eski eser mevzuatına karşı bir aykırılığın olması,
  • Mahkemelerin iptal kararlarına uygun olmaması,
  • Teknik yetersizlikler,
  • Plan müellifinin yeterli olmaması,
  • Yatırım yapacak olan kuruluşun imar planı ile ilgili görüşlerinin alınmaması,
  • Planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu faydasına karşı olması,
  • İmar planı tadilatı yapılırken yapılan değişiklikler sonucunda imar planının bütünlüğünün bozulması,
  • Eşit durumlarda ayrımcılık yapması,
  • Bazı arazi sahiplerini koruma ve menfaatlendirme amacı gütmesi,
  • Yukarıda saymış olduğumuz nedenler yüzünden imar planı için bir imar davası (imar planı iptal davası) açıldığında imar planı iptal edilebilir. Bu davalar ile sonucu yasalara ve yönetmeliğe aykırı olan imar planları iptal edilebilir ve tekrar düzenlenmesi sağlanabilir.

İmar planlarının iptal nedenlerini kısaca 5 maddede toplayabiliriz. Bunlar;

  • Yetki yönünden hukuka aykırılık,
  • Şekil yönünden hukuka aykırılık,
  • Sebep yönünden hukuka aykırılık,
  • Konu yönünden hukuka aykırılık,
  • Amaç yönünden hukuka aykırılık biçimindedir.

Bu maddelerden birine dayanarak imar davası açabilirsiniz ve imar planında yanlış gördüğünüz hususların giderilmesini sağlayabilirsiniz. İmar planları hazırlanırken çevrenin nüfus ve yoğunluk bakımından incelenmesi gereklidir. İmar planı ile taşınmaza karşı hakkın özüne dokunan bir sınırlama olduğunda imar planı üzerinde değişiklik yapılmalıdır ve şartlar iyice incelendikten sonra imar planı gerektiği şekilde düzenlenmelidir. Hatalı görülen imar planları için açılan imar davası, imar planının uygulanması süresini uzatacaktır. Böyle olumsuzluklarla karşı karşıya kalmamak için imar planı titizlikle ve konunun uzmanları tarafından hazırlanmalıdır ve programa dökülmelidir. İyi hazırlanmış bir imar planı ile hızlıca kentin o bölgedeki dokusu yenilenecek ve hiçbir olumsuzluk ile karşılaşılmadan imar planının uygulaması da başarılı olacaktır. Plan yapan Bakanlık veya belediyelerin imar davası ile uğraşmamak için; planları hazırlarken üniversitelerden ve şehircilik uzmanlarından faydalanması, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve planın kamu faydası için olup olmadığına dikkat etmesi gereklidir.

İmar Planlarının ve Plan Değişikliklerinin İptal Edilmesinin Sonuçları;

1. İmar Planların İptali ve Hukuki Sonuçları;

İptal kararları, dava konusu işlemi hiç tesis edilmemiş kılan ve önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan kararlardır. Eğer bireysel bir idari işlem iptal edilmiş ise idare, bireyin eski hukuki durumunu kazanması için gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür.

Düzenleyici bir işlem iptal edilmiş ise, ortada hukuken doldurulması zorunlu bir boşluk oluşmadıkça, verilen yargı kararı idarenin herhangi bir uygulama işlemine gerek kalmaksızın hukuki sonuçlarını ortaya koyar. Başka bir anlatımla, iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanabilirlik niteliği son bulur ve işlemin yapılmasından önceki hukuki durum yürürlük kazanır.

İmar planları da idari yargı kararı ile iptal edildiğinde, hiç yapılmamış sayılırlar. Bir alana dair imar planının iptali durumunda, bu alan plansız hale gelir. Bunun için belediye meclisinin veya planlama yapmaya yetkili diğer kamu idarelerinin herhangi bir işlem yapmalarına gerek bulunmamaktadır. Bir diğer anlatımla bir alana dair imar planı iptal edildiğinde o alan (o plan açısından) plansız hale gelir.

Danıştay 6. Dairesi, 07.12.2004, E:2003/2547, K:2004/6226: “Davacıya ait inşaatın bulunduğu bölgenin imar planının ve parselasyon işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi sonucunda plansız alan haline geldiği ve yeni planın yapılmasından sonra taşınmazın durumunun değerlendirileceği açık olmasından, inşaatın devamına izin verilmemesi yolundaki işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ile ilgili.

Uyuşmazlık konusu inşaatın bulunduğu bölgenin imar planının ve parselasyon işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi sonucunda, bu yerin plansız alan haline geldiği, yeni planın yapılmasından sonra durumunun değerlendirileceği açık olmasından ve inşaatın devamına izin verilmemesi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlem iptaline dair İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.”

Düzenleyici işlemleri toplumun tamamını ilgilendirdikleri için bu işlemlerin iptal edilmesi de, iptal için dava açmayan üçüncü kişilerin durumunu etkiler. Bir diğer anlatımla bir düzenleyici işlem iptal edildiğinde ilgili tüm kişiler açısından sonuç doğurur. İmar planları da düzenleyici işlem niteliğinde olduğu için dava açmayan üçüncü kişiler de iptal davasının sonucundan etkilenirler. Yani iptal davası sonucunda verilen iptal kararı ile imar planı tamamiyle iptal edilir ve bu iptal kararları üçüncü kişiler açısından da sonuç doğurur. Ancak iptal davası sonucu verilen ret kararları, üçüncü kişilerin aynı hususta dava açmasına engel teşkil etmez.

Bununla beraber bir planının iptalinin diğer ölçekteki planlara etkisi bulunmamaktadır. Özellikle üst ölçekli planların iptali, alt ölçekli planların kendi kendine hükümsüz olması sonucunu doğurmaz. Yani 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planların iptal edilmesiyle 1/1.000 ölçekli plan kendiliğinden yürürlükten kalkmaz. Bir diğer anlatımla 1/1000 ölçekli imar planı ve buna bağlı uygulama işlemlerinin idarece veya yargı kararıyla iptal edilmeksizin üst ölçekli planlar olan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli planların iptal edilmiş olmasıyla kendi kendine hukuki geçerliliğini yitirdiği, bundan dolayı yürürlükten kalktığından söz edilemez. Ancak üst ölçekli planın iptal edilmesi, bu plana dayalı olarak yapılan alt ölçekli planın iptal edilmesi açısından önemli bir gerekçedir.

Danıştay 6. Dairesi, 24.10.2007, E:2005/3669, K:2007/5774: “1/1000 ölçekli imar planı ve buna bağlı uygulama işlemlerinin, idarece veya yargı kararıyla iptal edilmeksizin, üst ölçekli planlar olan 1/25000 ve 1/5000 ölçekli planların iptal edilmiş olmasıyla kendi kendine hukuki geçerliliğini yitirdiği, bundan dolayı yürürlükten kalktığından söz edilemeyeceği ile ilgili.

1/1000 ölçekli imar planı ve buna bağlı uygulama işlemlerinin idarece veya yargı kararıyla iptal edilmeksizin üst ölçekli planlar olan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli planların iptal edilmiş olmasıyla kendi kendine hukuki geçerliliğini yitirdiği bundan dolayı yürürlükten kalktığından söz edilemeyeceğinden, yapı ruhsatının düzenlendiği tarihte yürürlükte herhangi bir 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunup bulunmadığı, mevcut ise yapı ruhsatının bu plana uygun olup olmadığı, aksi takdirde 1/1000 ölçekli uygulama imar planı olmadan ruhsat verilemeyeceği hususu göz önünde bulundurularak İdare Mahkemesince tekrar bir karar verilmesi gereklidir.”

Bu nedenle, bu planlar yargı kararı ile iptal edilse bile uygulama imar planı iptal edilmediği sürece parselasyon, ruhsat verme gibi prosedürlerin 1/1.000 ölçekli uygulama imar planına göre değerlendirilmesi gerekir.

Danıştay 6. Daire, 26.03.2003, E:2002/4423, K:2003/2093: “1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planların iptal edilmesiyle 1/1.000 ölçekli plan kendi kendine yürürlükten kalkmayacağından, davacının inşaat ruhsatı verilmesi isteminin 1/1.000 ölçekli plana göre değerlendirilmesi gerekir.

1/1.000 ölçekli imar planı ve buna bağlı uygulama işlemlerinin idarece veya yargı kararıyla iptal edilmeksizin üst ölçekli planlar olan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planların iptal edilmiş olmasıyla kendi kendine hukuki gerçekliliğini yitirdiği bundan dolayı yürürlükten kalktığından söz edilemez.

Dosyanın incelenmesinden, bölgeye dair 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı yargı kararıyla iptal edilmiş ise de 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının yürürlükte olduğu ve idarece iptal edilmediği gibi dava konusu da edilmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca davacının talebinin değerlendirilerek inşaat ruhsatının verilip verilemeyeceği konusu ile ilgili idarece bir işlem tesis edilmesi gerekirken 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planlar iptal edildiğinden bahisle inşaat ruhsatı verilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

2. Plan Değişikliklerinin İptali ve Hukuki Sonuçları

Altıncı Daire plan değişikliğinin iptal edilmesi durumunda, değiştirilen planın hiç değiştirilmemiş gibi uygulanamayacağı görüşündedir. Altıncı Daireye göre plan değişikliğinin iptali durumunda önceki plan kendi kendine geçerlik kazanamaz. Bu durumda, plan değişikliğinin iptal edilmesi durumunda değişikliğin yapıldığı alanın plansız hale geleceğini kabul etmek gerekir.

Danıştay 6. Dairesi, 18.02.1997, E:1996/4797, K:1997/767: “İmar planı değişikliklerinin idari yargı tarafından iptali sonucu önceki plan geçerlik kazanmaz.”

Her ne kadar yeni plan değişiklikleri Danıştay 6. Dairesinin 6.6.1995 günlü, E:1994/3774; K:1995/2218 ve aynı günlü E:1993/124, K:1994/2219 sayılı kararlarıyla iptal edilmişse de, bu planların iptali sonucunda yürürlükte bulunmayan önceki planın tekrar geçerlilik kazanıp yürürlüğe gireceğinin kabulüne imkan bulunmadığı gibi anılan iptal kararları doğrultusunda yapılacak olan yeni planlar uyarınca yeniden ruhsat verilmesi gerekeceğinden, 1987 tarihli plan uyarınca verilmiş bulunan ruhsatın ve proje onayı işlemlerinin iptali ve yeni ruhsat alınıncaya kadar inşaatın mühürlenerek durdurulmasına dair işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Danıştay 6. Dairesi, 13.03.1991, E:1989/1639, K:1991/404: “İmar planı değişikliğinin mahkeme kararıyla iptal edilmesi durumunda değişiklikten önceki imar planının kendi kendine yürürlüğe girmesinin söz konusu olmadığı.

Diğer taraftan imar planı değişikliğinin bu olayda olduğu gibi mahkeme kararıyla iptal edilmesi durumunda değişiklikten önceki imar planının kendi kendine yeniden yürürlüğe gireceği kabul edilemeyeceğinden, 115 ve 116 sayılı parseller ile ilgili tekrar imar planın düzenlenmesi yapıldıktan sonra davacıların başvurusu üzerine imar durumu düzenlenebileceği de açıktır.”

İlk planın tekrar yürürlük kazanabilmesi için plan yapmaya yetkili idarenin yetkili organının tekrar karar alması gerekir.

Danıştay 6. Dairesi, 07.11.2006, E:2004/5043, K:2006/5035: “Dava konusu kamulaştırma işleminin dayanağı olan plan değişikliğinin idare mahkemesince iptal edilmesi üzerine anılan plan değişikliğinden önceki ilk imar planının kendi kendine yürürlüğe gireceğinin kabulünün mümkün olmadığı, bu planın tekrar yürürlüğe girmesi konusu ile ilgili belediye meclisinde karar alınması gerektiği.

Dava, Antalya, Elmalı İlçesi, Yenimahalle, Finike Caddesinde bulunan davacıya ait ? ada, ? parsel sayılı taşınmazın 299.43 m2’lik kısmının imar planı uyarınca trafo yapımı için kamulaştırılmasına dair 20.7.1993 günlü, 18-467 sayılı işlemin iptali talebiyle açılmış; İdare Mahkemesince dava konusu kamulaştırma işleminin dayanağı olan ve davacının taşınmazını trafo yeri olarak belirleyen ilk imar planının değiştirilmesine ve trafonun aynı bölgede bulunan belediye arsası üzerine alınmasına dair 28.2.1997 günlü, 5 sayılı belediye meclisi kararı uyarınca yapılan plan değişikliğinin Antalya 2. İdare Mahkemesince iptal edilmesi üzerine anılan plan değişikliğinden önceki ilk imar planının kendi kendine yürürlüğe gireceğinin kabulünün mümkün olmadığı bu planın tekrar yürürlüğe girmesi konusu ile ilgili belediye meclisince bir karar alınmadığı anlaşıldığından dayanağı olmayan kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu işlemin yukarıda belirtilen gerekçeyle iptali yolundaki Antalya 1.İdare Mahkemesinin kararında, hiçbirisi bulunmadığından, mahkeme kararının onanmasına (…) 7.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

İmar planının veya plan değişikliğinin iptal edilmesi, hem imar planına dayanılarak yapılan parselasyon işleminin hem de verilen inşaat ruhsatının kendi kendine hükümsüz olması sonucunu doğurmaz. Her iki halde de iptal kararının gerekçeleri dikkate alınarak yeni bir plan yapılmalı, mevcut ruhsatlar buna göre değerlendirilmelidir.

Ne düşünüyorsunuz?

299 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Hak Sahibi Vefat Ederse Toki Borcunu Kim Öder ?

Bayraklı Rezerv Alanı’nda İmar Planı Değişikliği Yapıldı