in

Muhdesat Nedir ?

 Kadastro Kanunu’nda Muhdesat

Milli emlak açısından en fazla kullanılan kavramlardan birisi de muhdesat kelimesidir. İşlemlerde yoğun olarak kullanmasına rağmen milli emlak literatüründe bu hususta herhangi bir çalışma yapılmamıştır.

Bu kavrama yalnızca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda yer yerilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Takyitler, sınırlı ayni haklar ve muhdesat” başlıklı 19’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, muhdesata dair şöyle bir hüküm mevcuttur: “Taşınmaz mal üzerinde malikinden diğer bir kimseye ya da paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi ve ihdas tarihi iktisap nedeni belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”

Ancak 3402 sayılı Kanun’da kavram tanımlanmamıştır. Kavramın içeriğini anlamak için gerekçesine bakmak gerekir. 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesinin gerekçesinde;

Muhdesat, geçici olmayan bina ve ağaç gibi şeylerdir.

Bilindiği üzere eski hukukta, taşınmaz malların zemini ve muhdesatının tek tek özel mülkiyete konu olabileceği kabul edilmiş ve keza tek tek tapu kayıtları tesis olunmuştur. Bu husus, Medeni Kanunun Şekli Tatbiki ve Sureti Meriyet Hakkındaki Kanunun 39 uncu maddesinde yer almaktadır. Zemin sahibi ile Muhdesatı vücuda getiren arasındaki münasebeti Medeni Kanunun 649, 650 ve 655 inci maddeleri düzenlenmektedir. Kadastro sırasında zeminin maliki belirtilmekte birlikte, muhdesat, zemin maliki dışında bir başkası tarafından vücuda getirilmiş ise muhdesatın cinsi, ihdas tarihi ve vücuda getirenin kim olduğu tespit edilerek, muhdesatın sahibi tutanakta ve kütüğün beyanlar hanesinde açıkça gösterilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8.9.1965 tarih 7/153 temel ve 1965/293 sayılı kararında da ifade edildiği gibi muhdesatın kadastro tutanağında ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi, fiili durumun belirtilmesi demek olup, muhdesat sahibi faydasına sürekli ve ayni bir hak meydana getirmez.

Eski hükümde açıklık bulunmadığından müşterek taşınmaz malda paydaşlardan birisine ya da birkaçına ait tek ya da çok sayıda muhdesat bulunduğunda da aynı prosedürün yapılacağı esası getirilmiştir.

Muhdesat kavramı, Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliği’nin 4. maddesinde şöyle kaydedilmiştir: “Arsa ve arazi üzerinde malikinden diğer bir kimse ya da paydaşlardan birisi tarafından yapılan yapı, tesis ya da dikilen şeyler”.

Muhdesatın Özellikleri

1) Muhdesat, bina, tesis, ağaç gibi şeylerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19. maddesinde ağaçların muhdesat sayılacağı açıkça belirtilmiştir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/12/1995 günlü, E:1994/1, K:1995/3 sayılı kararında da; bir taşınmaz üzerine bina yapılmasının ya da ağaç dikilmesinin muhdesat sayılması gerektiği ifade edilmiştir.

Ayrıca Medeni Kanun’un 728. maddesine göre “Bir kimse kendisinin ya da bir üçüncü kişinin fidanını başka birinin arazisine veya başka birinin fidanını kendi arazisine dikerse, başka birinin malzemesini kullanarak yapılan yapılara ya da taşınır yapılara dair hükümler bunlar ile ilgili de uygulanır.”

2) Bir şeyin muhdesat olabilmesi için geçici olmaması gerekir. Geçici şeyler muhdesat kavramına girmezler. Örneğin kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan büfe, baraka, kulübe, çardak ve benzeri hafif yapılar muhdesat kavramına girmezler. Medeni Kanun’un 728. maddesine göre “Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan baraka, çardak, kulübe, büfe ve benzeri hafif yapılar, bunların malikine aittir. Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tabi olur ve tapu kütüğünde gösterilmez.”

3) Bir şeyin, sökülüp takılabilir yapı biçiminde yapılması, o şeyin geçici ya da kalıcı olmasında belirleyici olmadığı için sökülüp takılabilir yapı biçiminde yapılan şeyler de (örneğin nitelikli seralar) muhdesat kavramına dahildir. Sökülüp takılabilir olmalarına rağmen muhdesat kavramına girerler.

4) Muhdesatın illaki arazinin zemin malikinden başka birine ait olması gerekmez. Zemin malikine ait olan şeyler de muhdesat olabilir. Örneğin Hazine arazisi üzerinde bulunan ve mülkiyeti Hazine’ye ait olan binalar muhdesat olarak kabul edilir. (örnek olarak okul binaları)

5) Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin şahsa herhangi bir hak sağlamayacağı kabul edilmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/12/1995 günlü, E:1994/1, K:1995/3 sayılı kararında da; bir taşınmaz üzerine bina yapılmasının ya da ağaç dikilmesinin muhdesat sayılması gerektiği, muhdesatın, mütemmim cüz, yani taşınmazın ayrılmaz parçası niteliğini taşıdığı, muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin, şahsa herhangi bir hak vermeyeceği, eylemli durumun belirtilmesi demek olduğu, muhdesat sahibinin faydasına sürekli ve ayni bir hak meydana getirmeyeceği belirtilmiştir.

Bundan kaynaklı muhdesatın, zeminin bir parçası olduğu ve ondan ayrı düşünülemeyeceği, yine, muhdesatın, bağımsız ve devamlı bir hak olmadığı, yalnızca kişisel bir hak olduğu ve muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin şahsa herhangi bir hak vermeyeceği, muhdesatın ayrı, arzın ayrı olarak mülkiyet konusu edilemeyeceği anlaşılmaktadır (Danıştay 14. Daire, E: 2014/10343, K: 2016/2749, T: 12.04.2016).

6) 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin son fıkrasında “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan birçok tesis ve yapılar, başka bir prosedüre gerek kalmaksızın Hazineye intikal eder.”

Bu hüküm “yapı ve tesisler” hakkındadır. Her yapı bunun yanı sıra muhdesat niteliğindedir; buna karşılık her muhdesat yapı değildir. Örneğin ağaçlar muhdesat olarak kabul edilmelerine rağmen yapı ve tesis olarak kabul edilemezler. Dolayısıyla 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin son fıkrasının yalnızca “yapı ve tesisler” i kapsamına giren, ağaç gibi muhdesat yapı olmadığı için bu fıkra kapsamına girmediği dikkatlerden kaçmamalıdır.

Ne düşünüyorsunuz?

135 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Loading…

0

En Çok İkinci El Konutlar Tercih Edildi

Emlakçı Sözleşmesinden Caymanın Yaptırımı Nedir ?